Ocak 29, 2009

SeN, O ve aŞK...







Bir gün önce

"Aşk için artık çok geç..."

Bir gün sonra
"Ey aşk! Bana elinden gelmeyen tek bir şey söyle..."











Ocak 23, 2009

BiR ŞiiR Ve HaTıRaLaR

Bir gün sen de anlayacaksın,
Kalabalıklardan kaçıp,
Dizlerini karnına kadar çekip ağlayacaksın.
İşte o an özleyeceksin,
Eski sevgilini değil,
Pili bitmiş oyuncak ayını ...
Yanından ayırmadığın, yatarken sarıldığın saflığını ...
" Tel sarar kızıma tel sarar " diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.
O küçük kız çocuğu değilsin artık,
Ama birgün sen de ağlayacaksın!
Kenarları dantelli elbisesiyle,
Saçlarını ördüğün oyuncak bebeğini,
Nereye koyduğunu hatırlaman gerektiğini anlayacaksın!
Tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.

Ceyhun Yılmaz


Bu şiiri duyduğumda hatıralarım canlandı...
Şiirin anlattıkları bana, size kalsın.
Ailemden ayrı yaşadığım şu dönemlerde bu şiir beni aldı çocukluğuma götürdü.
Bunu başka bir zamanda başka bir yazıda anlatırım şimdi düşününce ne çok anı canlandı gözümde.
Ama bu şiiri okurken geldiğim o satırda; "Tel sarar kızıma tel sarar" dizesindeyim ben şu an...
Ve hiç ayrılmak istemiyorum o anıdan...
Canım babam nasıl özledim kokunu...
Şimdi durup nereden hatırlayacaksın diyeceksiniz ama hatırlamama gerek yok ki o sahneyi...
Fotoğraflarla tutulmuş kayıtları var o anın...
Minik eller o zamanlar büyük ihtimalle ona dev gibi gelen ellere uzanmış...
"Tel sarar kızıma tel sarar" melodik bir şekilde tekrarlanırken onu tutmak için uzanmış pamuktan eller var o sahnede...
Hepsini bir kenara bıraktığınızda gördüğünüz şey saf katıksız sevgi aslında...
Karşılık beklemeden...
Büyüdüğünüzde; her şey için bir bedel ödemeniz gerektiğini öğrendiğinizde; o anların ne kadar değerli olduğunu farkedebiliyorsunuz anca...

Seviyorum Sizi... :(

Ocak 16, 2009

SeNSiZLiK

Az önce duydum bunu Beyaz Show'da Candan Erçetin söyledi canlı canlı... Hiç bu kadar dikkat etmemişim sözlerine onu farkettim... Sonra farkettim ki pek çok şarkıyı bu şekilde dinlemişim... Yalnızlık... Seviyorum bu kelimeyi garip bir şekilde... Yalnızlık sevilir mi?.. Sevilir bence... Aşırı olmasın ama... Ben istediğimde yalnız kalayım... İstediğimde kollarında sarsın biri beni... Öyle işte...

Benim gibi sözleri özümsemeden dinleyenler için... Aşağıda şiiri okuyun keyifle tadına vara vara...





Bir garip hüzün çöker insana
El ayak çekilince
Tek başına kalırsın dünyada
Etraf sessizleşince
İnan bu ev alışamadı
Hiçbir zaman sensizliğe
Şimdi sensizlik oturuyor
Kalkıp gittiğin yerde
Yalnızlığa elbet alışır bedenim
Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim
Çok zor gelse bile yaşar öğrenirim
Sensizlik benim canımı acıtan
Bir derin korku düşer ruhuma
Duvarlar seslenince
Karanlık oyun oynar aklıma
Gölgeler dans edince
İnan bana alışamadım
Hiçbir zaman sensizliğe
Şimdi sensizlik dolaşıyor
Çıkıp gittiğin bu evde
Candan Erçetin

Ocak 07, 2009

BiR HaYaLDi SaNKi BiR MaCeRa...



İnan ben de bilmiyorum gözlerine baktığımda gördüklerim neydi?

Çok mu zordu sensiz yaşamak!

Aynaya baktığımda gördüklerimi,

Sen bana baktığında görebiliyor musun?

Görseydin kalır mıydın yanımda?



Soru sormayı seviyorum biliyorsun...

O yüzden en güzel oynadığım oyunlardan biri soruya soruyla karşılık vermek

Gizlenmek!!!



Artık cümlelerim düzgün kuruluyor...

Bense bana ait olan devrik cümlelerimi özlüyorum senin gibi...

Senin gibi devrik, senin gibi savruk...



Hayatımın karelerini bir bir çerçeleyip duvara asıyorum şimdi...

Nerdesin?..

Nerde olmak istersin?..

İster misin olmak?..



Böylesi güzel sevmek seni; sen bilmeden...

Yağmur bulutları sarmışken tüm çevreyi...

Islanmak güzel sevgiyle...

Bu eziyet değil hayatımda...

Seni yaşatmak, varlığını saklamak bir ceza değil...

Yaşattığın fırtınalar tozu dumana katıp her şeyi silip götürmüyor işte...

Başka türlü sevmeyi bilmiyorum ben...



Okumayı bilen için çok şey anlatıyorum gözlerimde...

Bazen ise tek bir kelime...





Aralık 24, 2008

DiNLiYoRuM...


Yaz tamam hadi; sen de yaz artık diye açtım yorumları :)

Neden kapalıydı diye sorma bırak...

Şimdi merak ediyorum işte senin içinden neler geçiyor?

Paylaşır mısın?

Koydum bir kadeh şarabı önüne...

Kağıt ile kalem de yanında...

Bekliyorum bir köşede...

Adını yazmak zorunda değilsin ama...

Bir işaret bırak izin ver seni tanımama...

Kasım 20, 2008

I'm OK




Ben yazarım yazmasına da, ya sen okumazsan tüm bunları...

Yüreğimin sızısı kalır olduğu yerde...

Bir damla düşer o zaman hiç ağlayamayan bulutun gözlerinden...

Yeterince üzülmedik mi?...

Yeterince parçalanmadı mı kalplerimiz?..

Bir daha iyileşmez dediğimiz yaralarımızın izleri kalmadı mı derinlerde bir yerlerde?..

Acıtır biliyorum belki biraz kanatır o yumuşacık kalbini bu sözler...

Yine de dinlemekten vazgeçme beni sakın...

BEN SENİ YÜREĞİMDE DUYUYORUM ZATEN...

Kasım 17, 2008

FLaSHBaCK oF mY Life...


Uzun zamandan sonra ilk defa

ne yazacağımı bilmeden başladım yazmaya...

Bir şarap kadehini usulca kavradım senin ellerini tutmaya çekinen ellerimle... Ne kadar tanıdık ve ne kadar yabancıydı soğukluğun tadı... Ne yapacağımı bilemeden baktım gözlerine... Oysa ne kadar özlemiştim bana bakışlarını... Ne çok şey kaçırdık biz seninle...

Dakikalar geçmeye başlayınca saat daha bir hızlı vurmaya başladı sanki saniyelere... Seni uğurladığım o gün geldi gözlerimin önüne... Sustum... Kalbimin o günkü haykırışına karşılık ben sustum... Kara pencerelerin ardına gizledim gözlerimi... Yağmura sığınmak istedim... Yağmadı kahrolasıca...

Ne git diyebildim ne de kal... Uyandığımda; ilk olarak yüzünü görebilmek nasıl bir şey hiç bilemeyecektim... O yüzden devamlı baktım ya sana... Ya kokun nasıl bir şeydi? Unutmuş muyumdur? Unutmadığımı farkettim sevindim... Bilmeli miydin? Bilmemeli mi?.. Karıştırdım yine...

Hiç silemediğim sahnelerin baş kahramanı... Düşünmemeye çalıştığım; görmezden gelmeye uğraştığım... Satır aralarında adını aradığım... Dizelerde bulurum diye devamlı dinlediğim bir şarkı gibi...

Bir Varmış Bir Yokmuş gibi... Bitmeyen bir masalın 2 oyuncusuyuz... Ne sen ölüp ayrılabilirsin bu oyundan... Ne de ben yaşayarak kurtulabilirim senden... Duyduğum en güzel acı bu...

Hayal etmekten vazgeçeli çok olmuştu oysa ki... Gerçeği bilsem de bir; bilmesem de... Dudaktan dökülen tek bir kelime gibi... Kimseye söyleyemediğim... Söylersem ihanet edeceğimi bildiğim tek bir kelime... Sen bil yeter...

Ekim 16, 2008

LoNG SToRY...

Burdaki Yazının Referansıyla

Klasik masallardan çokta farklı değil aslında yazacaklarım çünkü sadece bir masalda olabilecek kadar gerçek ve güzeldi... Kahramanları ise ancak orada olabilecek kadar cesur ve hayaldi...

Masalın başı belli her zamanki gibi "Bir Varmış Bir Yokmuş" diye başlıyor... Ve devam ediyor "Bir zamanlar uzak bir diyarda kayıp bir prenses ve yakışıklı bir prens yaşarmış..." diye... Komik di mi?.. Yazılanlar masal ama günümüzde geçiyor... Herneyse dediğim gibi başlangıcı belli masalımızın fakat sonunu nasıl yazacağım bilmiyorum çünkü hala bir sonu yok... Yani şimdilik... Fakat sanırım yaşanmaya başlandı... Ben masalı yazana kadar elbet Gökten 3 Elma Düşer 1'i Kıza 1'i Prense... 3. mü?.. Onunda sahibi meçhul olsun bırakın...


Devam ediyorum yazmaya ama burada paylaşır mıyım bilmiyorum...

Ekim 10, 2008

Eylül 27, 2008

BeKLeMeK...


Yağmur yağıyor herkese günahları kadar
Niye bana daha fazla yağıyor her akşam yağmurlar

Hamurdan, çamurdan küçücük insanlar
Kesin artık ağlamayı ıslandım yeteri kadar

Bir damla yağmur anlattı beni bana
Bir damla yağmur anlattı
Bir damla yaş süzüldü gözlerinden


Mutluluk gözyaşı değil, belliydi yüzünden
Ha bir damla az, ha bir damla fazla
Git, git hiç düşünme, yağmurlar yarıyor bana

Bir damla yaş anlattı seni, terk ederken beni
Bir damla yaş anlattı seni
Ne yağmur var, ne de gözyaşı var bu akşam

Boşlukta asılı kaldı düşünceler ve duygular
Ta ki, bulana kadar seni, yeni sevgili
3!2!1! MotorYağsın yağmurlar

(Anima-Yağsın Yağmurlar)

Eylül 25, 2008

Zaman, Mekan ve Ben...

Çok uzun zaman olmuş bloga el sürmeyeli... O kadar çok şey değişti ki hayatta; hayatımda; hayatlarımızda... Bir bir yazmalı mı her şeyi yoksa bırakıp baştan mı başlamalı bilmiyorum şimdi... Bir düzene sokmayalıyım etrafı; yaşamı...

Bu arada lanet bir zamanda lanet bir şehirde tıkıldım kaldım... Bakalım ne zaman göstericek bana güzelliklerini... Varsa tabi...

Şimdilik bu kadar...

Haziran 10, 2008

PaRÇa...


Bir insanın hayatının büyük bir parçası olabilir
ve bunu hiç bilmeyebilirsiniz...
Pessimistic...

Nisan 14, 2008

aĞLaRıM YaLaNıM...


ağlarım; bir martı çığlığı duyulur uzaklardan...
ağlarım; bilmediğim bir sahile vurur gözyaşlarım...
ağlarım; gök gürler kimbilir nereye bırakır sağanaklarını...

hep unuttun sevmeyi beni...

özlemeyi unuttun...
ben seni unutamadım...
ağladım...



gittin arkana bakmadan...
bir damla gözyaşı düştü yere...
çarptığı yeri delercesine...
o kadar yoğundu sevdam sana...
hiç bir gücün önünde duramayacağı kadar kuvvetli...
bir seni geçemedi...



gözlerimi masallarda unuttum...
ağlayamıyorum bile artık...
ses veremem kimseye...
sesimi kaybettim ki...



yalanım artık...
yalanlar içinde...
seç beğen hangisini istersen...
ve kullan giderken...

Nisan 07, 2008

ÇiLeK


Tam elime alıyorum kağıdı kalemi (yani eskidendi tabi o "tam geçiyorum klavyenin başına" artık) birşeyler yazmak için... İçimi dökmek için... Devamlı bir şeyler biriktiği için... Takip ettiğim bazı bloglar var herkes gibi... Eh devir blog devri ne de olsa =) Neysem diyeceğim o ki... Ne zaman favori yazarlarımı okusam benden önce içimden geçenleri yazmış oluyorlar bu aralar...
Bahardan mıdır nedir bilmem ki!!! Herkes mi aynı şeyleri hissediyor... Herkeste bir duygu karmaşası bu aralar... Ama güzel... Ben seviyorum kelimeler benden çıkmasa da bunları okumayı... Dalıp gitmeyi...
Bu aralar fazla dalıp gitmişim sanırım... Çalışmak lazım malum vize zamanı ama bende tık yok... Oturuyorum masa başına... Olmuyor yine olmuyor... Bir bakıyorum ohhhoooo ben dalmışım başka alemlere aşık mıyım neyim... Bu güzel mevsimde böyle güzel yağarken yağmur aşık olmakta gerekmiyor aslında dalıp gitmek için uzaklara... Ufak bir hayaliniz varsa uçup gidiyorsunuz işte... Ufak minik öle bişi işte...
Bugün Almora'yı dinledim ilk defa... Bir fotoğrafı görmemle başladı serüven sonra da tüm parçaları dinledim... Merak edenler olursa yandaki "Biraz müzik" bölümünden ulaşabilirler videolara... Özellikle "Su Masalı", "İyiler Siyah Giyer" ve "Princess of rain" benim hoşuma gitti... Hem dinlendim hem eğlendim...
Şimdi ne yapsam acaba?..
Not: Neden çilek fotoğrafı kısmına gelince... Yılın ilk çileğini yedim... Çilek demeye bin şahit gerekir ya... Tatsız, saman gibi bişi... Nerde eski minik minik kokulu çileklerimiz... Torbanın ağzını açtınız mı odayı bürütürlerdi... AH AH... özledim... Çilek...
Ufak bir Not daha: Bilenler bilmeyenlere söylesin "SaRı"dır benim rengim...


Nisan 06, 2008

aŞK DuRDuKÇa

Dünya döner bir gün daha

Yeryüzünde aşk durdukça

Gece erken inse bile korkma

O hep seninle kaldıkça

Biliyorsun gitmem gerek

Yollar bitmez düşünerek

İster sonuç de istersen sebep

Bu düğümü çözmem gerek

Belki sana yazarım uğradığım bir şehirden

Renkli bir kart atarım mekke yada kudüsten

Sonra bir gün cıkarım sen artık dönmez derken

Bir şarkı fısıldarım kulağına gün batarken

Dünya döner tek bir yana (aşk durdukça)

Dolsun diye gün bir daha

Ben de döndüm tekrar sana (aşk durdukça)

Sönmek için yana yana

Yüksek Sadakat

Mart 26, 2008

BiLeMeDiM...



Hayatınızın ellerinizin arasından kayıp gitmesi o kadar kolay ki... Kaybetmek çok kolay hayatı...

Yaşamayı bilmek lazım doyasıya... Bir deniz kıyısında oturup tadına varmak lazım gördüğün güzelliklerin...

Kapamamak lazım kulaklarını küçücük sevgi sözcüklerine... Nerede bir minik seviyorum kelimesi duyulsa koşup yakalamak lazım...

Hayat; pişmanlıkların ardından üzüntü duymak için vakit kaybedenlere çok fazla tolerans göstermiyor oysa... Sen otur üzülmene bak ben akarım tüm hızımla diyip geçip gidiyor...

Bana fısıldadığı şey "minik mutluluklar yeter sana" oluyor...

Mart 16, 2008

Teardrops on my Guitar...



Drew looks at me, I fake a smile so he won't see
That I want and I'm needing everything that we should be
I'll bet she's beautiful, that girl he talks about
And she's got everything that I have to live without

Drew talks to me, I laugh cause it's so damn funny
That I can't even see anyone when he's with me
He says he's so in love, he's finally got it right,
I wonder if he knows he's all I think about at night


He's the reason for the teardrops on my guitar
The only thing that keeps me wishing on a wishing star
He's the song in the car I keep singing, don't know why I do

Drew walks by me, can he tell that I can't breathe?
And there he goes, so perfectly,
The kind of flawless I wish I could be
She'd better hold him tight, give him all her love
Look in those beautiful eyes and know she's lucky cause


So I drive home alone, as I turn out the light
I'll put his picture down and maybe
Get some sleep tonight

He's the reason for the teardrops on my guitar
The only one who's got enough of me to break my heart
He's the song in the car I keep singing, don't know why I do
He's the time taken up, but there's never enough
And he's all that I need to fall into..

Drew looks at me, I fake a smile so he won't see.

Mart 12, 2008

DeLiCHoN uRBiCa(*)


Canınız sıkıldığında, içiniz daraldığında, nefes alamaz olduğunuzda ne yaparsınız?





Ben küçükken O zamanlar Kütahya'da otururken
Sıkılıp bunaldığım zamanlarda açardım perdelerimi sonuna kadar
Bulutları izlerdim çoğunlukla...
Onlara isim verme veya bazı şekillere sokma hevesimden değil
Sadece özgürce dolaştıkları için hayrandım onlara
Ve her şeye rağmen beyaz kalabildikleri için...
Ama en çok Nisan aylarını severdim
Çünkü küçük, minicik neşe kaynaklarım gelirdi
Tüm semayı kaplarlardı
Pencerem çok büyük değildi ama onlar geldiğinde büyüyor genişliyordu sanki
Ne kadar canım sıkkın olursa olsun
Onları izlediğimde her şeyi unuturdum
Onların her kanat çırpışında benim üstüme çöken sislerde dağılırdı
O küçücük kanatlar nasıl bu kadar güçlü olabiliyordu
Minik kırlangıçlarım...



Onları ne kadar seviyorsam bir o kadar da kıskanırdım aslında
Bu kadar özgür bu kadar neşeli uçabildikleri için
Gözlerimi kapar onların arasında onlarla beraber oynadığımı hayal ederdim
O kadar hızlı yükselip birden dalışa geçerlerdi ki
İçimi bir ürperti alırdı düşününce
Sanki saklambaç oynarlardı birbirleriyle
Ebelerin işi pek zordu...
Ama yine de en sevdikleri oyun kovalamacaydı sanırım
Bir kere kaçmaya karar verdiler mi yakalayabilene aşkolsun
Takip bile edemezdiniz gözlerinizle...
Yorulur ama asla bıkmazdım onları izlemekten...


Ben ne zaman canım sıkılsa aylardan Nisan olmasını dilerdim
Ve her Nisan'da hayatımı tazelerdim...
(*)Ev Kırlangıcı

Mart 07, 2008

Do We LoVe Too MuCH?



Neden sızı ister insanın
yüreği
Neden bırakamaz
kendini
Ya da neden engelleyemez
çığlıklarını...


Akışına bırakmalı
hayatı
Yaşayacaksa eğer
aşkı...

Ocak 29, 2008

YiNe YeNiDeN...



Çok fazla değil
Sadece biraz zaman sonra...
Yine yeniden yepyeni başlıycam hayata

Şu ağırlığı attığım an omuzlarımdan
Çok daha özgür bakıcam dünyaya...

Bekler misin beni sevdiceğim?
Döneceğim...
Bu sefer gözlerine baktığımda
Daha farklı olacak her şey...