
Mayıs 27, 2009
...

Mayıs 14, 2009
HeR NeYSe

Biraz gevşetebilsem göğüs kafesimi
Dokunup durdurabilsem attığın yeri
Boşalttığın yere ne koyduysam dolmuyor
Dakika başı bir of içimden hiç kesik olmuyor
Her neyse işte özledim seni o kadar
Boş düşünce balonu başımın üstünde
Bir şey yazmaz oldu senden sonra içinde
Boşalttığın yere ne koyduysam dolmuyor
Koşmak istesem de sana hayat beni geri çekiyor
Her neyse işte özledim seni o kadar
Bir şiir olmadım kafiyene uyamadım
Sen kaçtın ben kelime bulup seni tutamadım
Boşalttığın yere ne koyduysam dolmuyor
Dakika başı bir of içimden hiç kesik olmuyor
Her neyse işte özledim seni
Her neyse işte böylesi hayat nereye kadar
ReDD
P.S: Yazamıyorum bu aralar...
Nisan 20, 2009
SiS

İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim :
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?
Nisan 10, 2009
uÇuRTMaLaR
En sevdiği kelime ‘asi
En sevdiği oyun incitmek beni
Hıncı, çocukluktan kalma bir yara izi gibi
İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgarda savruk, başına buyruk
Senle ben
Zamanı, yaralarla ölçen kadın
Geçmişiyle kavgalı
Gündüz isyankar
Geceleri Tanrı’ya sığınan kız çocuğu
Kırdığı kalpleri dizmiş ipe
Gene en büyük zararı kendine
En sevdiği ses, çocuk sesi
Güneşli, billur, neşeli
Oysa, yıllar var ki kendi
Anne olmayı istememiş
Çekip gidebilmek için bir gün
Geride ekmek kırıntıları bırakarak
Kuşlar yesin diye ayak izlerini
Kalmasın ne bir sızı ne kalp yarası

Sevişirken taşkın bir nehir
Öpüşürken kor bir alev
Uykusunda melek gibi masum
Bakmaya kıyamadığım
Kaç gece göğsünde uyuduğum
Ama beraber uyanamadığım kadın
İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgarda savruk, başına buyruk
Senle ben
Her hasretten sonra
Başka başka sevdaların kollarında
Yemin etmişken bir daha konuşmamaya
Gene bulup birbirimizi
Sabahı olmayan gecelerde
Aldatma pahasına sevdiklerimizi
Ağlayarak seviştiğim kadın
Senle ben ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik, boş verip şu dünyayı
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgarda savruk, başına buyruk
Senle ben
Nisan 05, 2009
KaRaLaMaLaR ~1~

Ben dün gece bir rüya gördüm...
Mart 26, 2009
BiRi BaHar Mı DeDi?..
Kış ısrarla bitmemek için direniyor... Her yer yağmur, çamur... Oysa ben gökyüzünün mavisini; güneşin sıcaklığını, yüzüme vuran meltemi özledim...
Bahar gelsin artık... Giyelim incecik penyelerimizi çıkalım sokaklara... Sabahın o ılıklığında kuş cıvıltıları ile yapalım kahvaltılarımızı... Gülücükler atalım onlarla beraber; duyulsun sesimiz...
Küçük bir pisi pisi sürünsün paçalarımıza... Mırıldansın usulca gözleri sizin tabağınızdayken... Ve biz okşayalım onu sevgiyle...
Evet evet bahar gelsin ve biz küçücük pikelerimizi üzerimize çekiştirme telaşına düşelim...
Mart 23, 2009
ŞşŞ...

Mart 20, 2009
LooK aT Me; LooK iNTo My eYeS...
Şubat 26, 2009
GeCeYe YoLCuLuK...

sen
sen bir rüzgarsın...
kendi kendime dönüyorum sanan
ama etrafında ne varsa çeken bir rüzgar..
kasırganın tersine
sade
ama
şeffaf değil....
ne fırtınalar kopartıyorsun kim bilir içinde..
dışardan yaprakları sallayan bir meltem..
minik bir kızın yanağından gözyaşını silen..
içinde hüngür hüngür yağmur yağan..
ışıl ışıl dolanan gözleri....
biraz şeytan... biraz melek...
bense kollarımı açmış
artık
gitmek isteyen , bunun için dua eden bir korkuluk senin farketmediğin...
at beni bir köşeye...
ama aynı köşe olmasın...
savur saplarımı... şapkamı
....
keten gömleğimi...
aç
kollarımın yanmamış yerleri yesin güneşi...
saçlarımın ıslanmayan yerleri ıslansın...
dağılsın
şiddetinde...
sonra savur beni...
at bir köşeye dedim ya...
Ocak 29, 2009
Ocak 23, 2009
BiR ŞiiR Ve HaTıRaLaR
Bir gün sen de anlayacaksın,Kalabalıklardan kaçıp,
Dizlerini karnına kadar çekip ağlayacaksın.
İşte o an özleyeceksin,
Eski sevgilini değil,
Pili bitmiş oyuncak ayını ...
Yanından ayırmadığın, yatarken sarıldığın saflığını ...
" Tel sarar kızıma tel sarar " diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.
O küçük kız çocuğu değilsin artık,
Ama birgün sen de ağlayacaksın!
Kenarları dantelli elbisesiyle,
Saçlarını ördüğün oyuncak bebeğini,
Nereye koyduğunu hatırlaman gerektiğini anlayacaksın!
Tel sarar kızıma tel sarar diyen babana benzemeyecek her erkeğin gözleri.
Ceyhun Yılmaz
Bu şiiri duyduğumda hatıralarım canlandı...Şiirin anlattıkları bana, size kalsın.
Ailemden ayrı yaşadığım şu dönemlerde bu şiir beni aldı çocukluğuma götürdü.
Bunu başka bir zamanda başka bir yazıda anlatırım şimdi düşününce ne çok anı canlandı gözümde.
Ama bu şiiri okurken geldiğim o satırda; "Tel sarar kızıma tel sarar" dizesindeyim ben şu an...
Ve hiç ayrılmak istemiyorum o anıdan...
Canım babam nasıl özledim kokunu...
Şimdi durup nereden hatırlayacaksın diyeceksiniz ama hatırlamama gerek yok ki o sahneyi...
Fotoğraflarla tutulmuş kayıtları var o anın...
Minik eller o zamanlar büyük ihtimalle ona dev gibi gelen ellere uzanmış...
"Tel sarar kızıma tel sarar" melodik bir şekilde tekrarlanırken onu tutmak için uzanmış pamuktan eller var o sahnede...
Hepsini bir kenara bıraktığınızda gördüğünüz şey saf katıksız sevgi aslında...
Karşılık beklemeden...
Büyüdüğünüzde; her şey için bir bedel ödemeniz gerektiğini öğrendiğinizde; o anların ne kadar değerli olduğunu farkedebiliyorsunuz anca...
Seviyorum Sizi... :(
Ocak 16, 2009
SeNSiZLiK
Az önce duydum bunu Beyaz Show'da Candan Erçetin söyledi canlı canlı... Hiç bu kadar dikkat etmemişim sözlerine onu farkettim... Sonra farkettim ki pek çok şarkıyı bu şekilde dinlemişim... Yalnızlık... Seviyorum bu kelimeyi garip bir şekilde... Yalnızlık sevilir mi?.. Sevilir bence... Aşırı olmasın ama... Ben istediğimde yalnız kalayım... İstediğimde kollarında sarsın biri beni... Öyle işte... Benim gibi sözleri özümsemeden dinleyenler için... Aşağıda şiiri okuyun keyifle tadına vara vara...
Ocak 07, 2009
BiR HaYaLDi SaNKi BiR MaCeRa...

İnan ben de bilmiyorum gözlerine baktığımda gördüklerim neydi?
Çok mu zordu sensiz yaşamak!
Aynaya baktığımda gördüklerimi,
Sen bana baktığında görebiliyor musun?
Görseydin kalır mıydın yanımda?
Soru sormayı seviyorum biliyorsun...
O yüzden en güzel oynadığım oyunlardan biri soruya soruyla karşılık vermek
Gizlenmek!!!
Artık cümlelerim düzgün kuruluyor...
Bense bana ait olan devrik cümlelerimi özlüyorum senin gibi...
Senin gibi devrik, senin gibi savruk...
Hayatımın karelerini bir bir çerçeleyip duvara asıyorum şimdi...
Nerdesin?..
Nerde olmak istersin?..
İster misin olmak?..
Böylesi güzel sevmek seni; sen bilmeden...
Yağmur bulutları sarmışken tüm çevreyi...
Islanmak güzel sevgiyle...
Bu eziyet değil hayatımda...
Seni yaşatmak, varlığını saklamak bir ceza değil...
Yaşattığın fırtınalar tozu dumana katıp her şeyi silip götürmüyor işte...
Başka türlü sevmeyi bilmiyorum ben...
Okumayı bilen için çok şey anlatıyorum gözlerimde...
Bazen ise tek bir kelime...
Aralık 24, 2008
DiNLiYoRuM...

Kasım 20, 2008
I'm OK

Ben yazarım yazmasına da, ya sen okumazsan tüm bunları...
Yüreğimin sızısı kalır olduğu yerde...
Bir damla düşer o zaman hiç ağlayamayan bulutun gözlerinden...
Yeterince üzülmedik mi?...
Yeterince parçalanmadı mı kalplerimiz?..
Bir daha iyileşmez dediğimiz yaralarımızın izleri kalmadı mı derinlerde bir yerlerde?..
Acıtır biliyorum belki biraz kanatır o yumuşacık kalbini bu sözler...
Yine de dinlemekten vazgeçme beni sakın...
BEN SENİ YÜREĞİMDE DUYUYORUM ZATEN...
Kasım 17, 2008
FLaSHBaCK oF mY Life...
Uzun zamandan sonra ilk defa
ne yazacağımı bilmeden başladım yazmaya...
Bir şarap kadehini usulca kavradım senin ellerini tutmaya çekinen ellerimle... Ne kadar tanıdık ve ne kadar yabancıydı soğukluğun tadı... Ne yapacağımı bilemeden baktım gözlerine... Oysa ne kadar özlemiştim bana bakışlarını... Ne çok şey kaçırdık biz seninle...
Dakikalar geçmeye başlayınca saat daha bir hızlı vurmaya başladı sanki saniyelere... Seni uğurladığım o gün geldi gözlerimin önüne... Sustum... Kalbimin o günkü haykırışına karşılık ben sustum... Kara pencerelerin ardına gizledim gözlerimi... Yağmura sığınmak istedim... Yağmadı kahrolasıca...
Ne git diyebildim ne de kal... Uyandığımda; ilk olarak yüzünü görebilmek nasıl bir şey hiç bilemeyecektim... O yüzden devamlı baktım ya sana... Ya kokun nasıl bir şeydi? Unutmuş muyumdur? Unutmadığımı farkettim sevindim... Bilmeli miydin? Bilmemeli mi?.. Karıştırdım yine...
Hiç silemediğim sahnelerin baş kahramanı... Düşünmemeye çalıştığım; görmezden gelmeye uğraştığım... Satır aralarında adını aradığım... Dizelerde bulurum diye devamlı dinlediğim bir şarkı gibi...
Bir Varmış Bir Yokmuş gibi... Bitmeyen bir masalın 2 oyuncusuyuz... Ne sen ölüp ayrılabilirsin bu oyundan... Ne de ben yaşayarak kurtulabilirim senden... Duyduğum en güzel acı bu...
Hayal etmekten vazgeçeli çok olmuştu oysa ki... Gerçeği bilsem de bir; bilmesem de... Dudaktan dökülen tek bir kelime gibi... Kimseye söyleyemediğim... Söylersem ihanet edeceğimi bildiğim tek bir kelime... Sen bil yeter...
Ekim 16, 2008
LoNG SToRY...
Klasik masallardan çokta farklı değil aslında yazacaklarım çünkü sadece bir masalda olabilecek kadar gerçek ve güzeldi... Kahramanları ise ancak orada olabilecek kadar cesur ve hayaldi...
Masalın başı belli her zamanki gibi "Bir Varmış Bir Yokmuş" diye başlıyor... Ve devam ediyor "Bir zamanlar uzak bir diyarda kayıp bir prenses ve yakışıklı bir prens yaşarmış..." diye... Komik di mi?.. Yazılanlar masal ama günümüzde geçiyor... Herneyse dediğim gibi başlangıcı belli masalımızın fakat sonunu nasıl yazacağım bilmiyorum çünkü hala bir sonu yok... Yani şimdilik... Fakat sanırım yaşanmaya başlandı... Ben masalı yazana kadar elbet Gökten 3 Elma Düşer 1'i Kıza 1'i Prense... 3. mü?.. Onunda sahibi meçhul olsun bırakın...
Devam ediyorum yazmaya ama burada paylaşır mıyım bilmiyorum...
Ekim 10, 2008
Eylül 27, 2008
BeKLeMeK...

Yağmur yağıyor herkese günahları kadar
Niye bana daha fazla yağıyor her akşam yağmurlar
Hamurdan, çamurdan küçücük insanlar
Kesin artık ağlamayı ıslandım yeteri kadar
Bir damla yağmur anlattı beni bana
Bir damla yağmur anlattı
Bir damla yaş süzüldü gözlerinden
Mutluluk gözyaşı değil, belliydi yüzünden
Ha bir damla az, ha bir damla fazla
Git, git hiç düşünme, yağmurlar yarıyor bana
Bir damla yaş anlattı seni, terk ederken beni
Bir damla yaş anlattı seni
Ne yağmur var, ne de gözyaşı var bu akşam
Boşlukta asılı kaldı düşünceler ve duygular
Ta ki, bulana kadar seni, yeni sevgili
3!2!1! MotorYağsın yağmurlar
(Anima-Yağsın Yağmurlar)
Eylül 25, 2008
Zaman, Mekan ve Ben...
Bu arada lanet bir zamanda lanet bir şehirde tıkıldım kaldım... Bakalım ne zaman göstericek bana güzelliklerini... Varsa tabi...
Şimdilik bu kadar...


